Aldığıma bin pişman olduğum kitaplar

Aslında suç benim. Hiçbir kitabını okumadığım yazarın tam dört kitabını birden aldım. Aynı anda bir kaç kitap okurum ama bu kitapların hiç biri aynı kategoride olmaz. Ne diye aynı kategoride dört kitabı birden aldım anlayamıyorum. Parasında değilim ama bir kaç lirada olsa yazar kazandı ona yanıyorum. Hem zamanımı çaldı hemde paramı aldı. Neyse ki bloguma bir konu kazandırdı.

nefret

Kim bu yazar? Yazarımız adı Mumin, soyadı Sekman. Aldığım kitaplarını atlaya atlaya zor zar okuyabildim.

Öğrendiklerim şunlar:

  • Mumin Sekman hukuk okudu ama hukukçuluk yapmadı. Kendini kişisel gelişime adadı. Kişisel gelişim konusunu Türkiye’de var eden kişi olmuş.
  • Mumin Sekman Hukuk bitirmesine rağmen hukukla ilgilenmedi. İlgi alanı olan kişisel gelişim konusuna yoğunlaştı.
  • Mumin Sekman hukuk bitirdi ama ailesine ve çevresine rağmen hukukçu olmadı. Kişisel gelişim konusunda büyük işler başarmak için bir yola çıktı.

Yani kitapta özet olarak şu yazıyor. Mumin Sekman çok büyük adam. Koskoca hukuk mezunu ama bu unvanı elinin tersiyle itti. Kişisel gelişimde kişisel gelişim dedi ve kendini milletini geliştirmeye adadı. Milleti dedim ama facebook sayfasında ben bu ülkede duramam, İngiltere’de yaşayacağım diyen biri. Yani anlayacağınız kendini pekte bir şeye adamış değil.

Kitaplarında sürekli kendini övüyor. Bir insan kendini bu kadar mı sever. Tamam kendini sevmek güzel bir şey ama okuyuculara sürekli kendini övmene ne gerek var.

Yok şurada seminer yok burada seminer yok şu iş adamıyla konuştum yok o yok bu. Tamam bir şeyler yapmışsın tabii ki kendini istediğin gibi övebilirsin diyeceğim ama kitaplarında sürekli aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor. Bir şey öğrettiği yok.

Bakınız lütfen:

Acaba ben mi böyle düşünüyorum dedim ve biraz araştırdım. Benim gibi tam bir fiyasko ifadesini kullanan bir çok yoruma rastlayınca onayladım ki gerçekten kitapları zaman kaybından başka bir şey değil.

Beğenmediğim kitaplar olmadı değil, bir çok kitabı okuduğuma pişman olduğum durumlar oldu. Hiç bir zaman gidipte bu kitap kötü okumayın demedim-dememde, çünkü emek var. Ama bu kitaplarda benim gördüğüm tek şey okuyucuyla alay geçilmesi. Yazarın kendini övdüğü, aynı konuyu defalarca anlatan kitaplar.

Birde sayın hukuk mezunu abimiz ülkesini rezilce yorumlayıp bu ülkede yaşayamam deyip İngiltere’ye gideceğini yazmış. Senin hitap ettiğin bir kitlen var abim, neden kendi siyasi saçma görüşlerini bu kitleye aşılamaya çalışıyorsun. Senin paran var gidip istediğin yerde yaşa. Parası olmayanlara bu aklı verme, yazmadan düşün biraz! Ülkesini sevenlere, ülkeni sevme deme! Sen bir yazar olarak diyemezsin zaten.

Eleştiriye açıktır umarım 🙂

Az kalsın unutuyordum. Bir kitabında aşk’ın kalpte değil beyinde yaşandığını yazmış. Büyük bir konuya açıklık getirmiş abimiz 🙂 Okuyunca şok oldum, orada bıraktım. Bitirmediğim ilk kitap oldu.

Not: kitap kötüde olsa başladım mı bitiririm. (aşk’ın beyinde yaşandığını yazmadıkları sürece)



Sizde katılın!
E-posta adresinizi giriniz: Onay e-postası gönderilecektir. Gizliliğiniz Google FeedBurner ile güvence altında.

Yazar hakkında: Çalışıyor, geziyor, okuyor, öğreniyor ama en çok; içerik odaklı seo çalışmalarıyla ilgileniyor! Bu yüzdendir ki; bu blogda bu konuların ne işi var demeyin! O konularda bir fikre hayat vermek üzere olan denemeler var.

{ 2 yorum… add one }
  • Sergi Net 7 Haziran 2016

    Aynı şeyleri bir kitapta o kadar çok tekrarlamış ki, okurken bırakın gelişmeyi, yeminle geriledim.

Bu yazıya yorumunuzu ekleyebilirsiniz.